Migrenin Cerrahi Tedavisi

Danışma Hatları :

 

Migren baş ağrısı kadınlarda % 18 erkeklerde %6 sıklıkta rastlanmaktadır. Botox enjeksiyonlarının bazı hastalarda baş ağrısı tedavisinde faydalı olduğunun rastlantısal keşfi, migren başağrısının cerrahi tedavisinin önünü açmıştır. Endoskopik alın germe ve kaş kaldırma sırasında çatık kaşlara yönelik (corrugator release) cerrahi müdahale ile bu kaslar arasından çıkan sinirlerin tıpkı botoxta olduğu gibi rahatlaması, serbestlenmesi sonucuna yol açar. Dolayısıyla bu bölgeden çıkan duyu sinirleri üzerindeki baskının kalkması ağrıların tetiklenmesini, başlamasını engellediği sonucu çıkarılmıştır. Çalışmalar migren başağrısını tetikleyen noktaların cerrahi olarak ortadan kaldırılmasına (deaktivasyonuna) odaklanmıştır. Hastalara öncelikle tetikleyici noktaların tespiti için botox enjeksiyonu yapılır. Dört haftanın sonunda migren başağrısında azalma ve düzelme görülen hastalara cerrahi uygulanır. Bilimsel çalışmalar cerrahi uygulanan hastaların bir yılllık takiplerinde migren başağrısının sıklığı, süresi veya şiddetinde % 50 nin üzerinde azalmaolduğunu göstermişlerdir. Bu çalışmalar, yıllık iş gücü kaybı ve tedavi masraflarına yansımış, yapılan hesaplamalar sonucu bugün Amerika Birleşik Devletleri migren cerrahisinin sağlık sigortasınca ödenmesini tartışmaktadır. Başlıca dört ana tetikleme bölgesi belirlenmiştir; I-Göz çevresi, alın kaş bölgesi (supraorbital ve troklear sinirlerin çıktığı ve corrugator supercilii, depressor supercilii ve procerus kas lifleri arasından geçtiği bölge) II-Şakak bölgesi(temporal kas içinden trigeminal sinirin zigomaticotemporal dalının çıktığı bölge) III-Ense bölgesi ( büyük, küçük ve 3. occipital sinirlerin ense kasları arasından çıktıği bölge) IV-Burun (göz içine yansıyan) kökenli. Kısaca tetikleme bölgelerinini gözden geçirelim; I. bölge klasik çatık kaş için botox uygulamasının yapıldığı, endoskopik olarak saçlı deriden kolayca ulaşılan bölgedir. Botox 5-7 gün içinde sonuç verir ancak endoskopik kalıcı cerrahinin sonuç vermesi için sinirlere baskı yapan kasların tanınması ve yeterince ayıklanması gerekir ( tam başarıyı engelleyen faktörlerden biri artık kas dokusunun sinire basısının devam etmesidir). II-Trigeminal sinirin zigomaticotemporal duyu dalının endoskopik olarak tamamen alınmasıdır. endoskopik subperiosteal orta yüz germe sırasında bu sinir dalı kolayca görülür ve ablasyonu (haraplanması) çok kolaydır. III-Ense duyusunu veren büyük occipital sinir ayrıca küçük occipital ve 3. occipital sinirler bölgedeki kaslar ( occipital, trapezius, splenius, semispinalis capitis, sternocleidomastoid kaslar) içinden çıkarken bası altında kalabilir. Cerrahinin endoskopik olayan kısmıdır. Anatomisi oldukça standarttır. sinir çıplak gözle görünecek kadar büyüktür. IV. bölge KBB uzmanlarının aşina olduğu burun içi iritasyonu tetiklediği göz içinnden şeklinde hastaların tarif etttiği migren ağrılarıdır (konka patolojileri, konka büllosa, septum-konka ilişkisi ile).

 

Migrene estetik cerrahiden Tedavi

mevsim değişikliklerini hepimiz öyle veya böyle, fiziksel ve psikolojik olarak yaşıyoruz. Ama emin olun, bunu en şiddetli yaşayanlar migren hastaları. Bu yazıyı da onlar için kaleme almak istiyorum. Bilenler vardır mutlaka.Ama bilmeyenlerin daha fazla sayıda olduğunun da farkındayım Amerikanın en önde gelen plastik cerrahlarından olan Dr.Bahman Guyuron’un geliştirdiği olan migrenin endoskopik cerrahi ile tedavisi ile migren hastaları yüzde 90 oranında iyileşiyor. Guyuron’un uyguladığı teknik ülkemizde de aralarında benim de yer aldığım hekimler tarafından uygulanıyor.

Bu yöntem ülkemize geldiğinden bu yana “güzelleştiren” veya “gençleştiren” migren tedavisi olarak tanınıyor.

Son yıllarda migren hastalığının alın ve ensede üç ayrı bölgede, deri altından bulunan ince sinirlerin sıkışması ile tetiklendiği fark edildi. Bu sinirler yüzeyde cilde ulaşmadan önce bir kasın içerisinden geçiyor ve bu kasın hareketleri ile migren ataklarını tetikleyebiliyorlar. Amerikan Plastik Cerrahi Derneği’de bu yeni tekniği bir bülten yayınlayarak ”Ağrı kesicilere veda edin, yapılan çalışmaya göre cerrahi tedavi ile migrene bağlı baş ağrılarını büyük oranda azaltmak hatta tamamen tedavi etmek mümkün’başlığı ile duyurdu.

Söz konusu teknik alın gençleştirme tekniği olarak kullanılan endoskopik cerrahinin migren ağrılarını gidermede etkili olduğunun tesadüfen bulunmasıyla ortaya çıkmıştır. ben bu tekniği Dr. Bahman Guyuron’un yanında öğrendim. Migren cerrahisi endoskopik alın germe ameliyatında yaptıklarımızla çok benzerlik taşıyor. Migren ağrıları insanın yüzündeki duyu sinirlerinin birinin tetiklenmesiyle ortaya çıkıyor. Sinir bir anda beyne bir ileti yollayarak migren atağını başlatabiliyor.

Teknikte önce hastanın migren ataklarının hangi bölgelerden başladığı belirleniyor. Üç ayrı bölgeyi de bu açıdan değerlendirip yapılacak ameliyatı planlıyoruz. Endoskopik yöntem ile, yani ışıklı bir kamera ve çok ince aletler yardımı ile hem alın kırışıklıklarına sebep olan kasları, hem de tetikleyici olarak belirlediğimiz sinirin içinden geçtiği kası gevşetiyoruz.

Her şey endoskopik olarak içeriden yapıldığı için hem iz bırakacak kesiler yapılmamış oluyor hem de iyileşme süresi kısalıyor. Bu ameliyatın bir özelliği de aynı anda alın germe ve kaş kaldırma gibi estetik müdahalelerin uygulanabilmesi. Kısaca ameliyat sonrasında hem Baş Ağrısı ataklarında ciddi bir azalma sağlanabiliyor hem de alın bölgesindeki kırışıklıklar yok ediliyor ve kaşlar kaldırılıyor. Enseden başlayan migren tipleri için de o bölge içerisinde ki sinirler serbestleştiriliyor. Ameliyatın yaklaşık 1.5 – 2 saat sürüyor ve hastalar genellikle aynı gün eve çıkabiliyorlar.

Kimler için Uygun
Kişinin herşeyden önce gerçekten migren hastası olması gerekiyor. Her baş ağrısının migren olmadığını unutmamak gerekiyor. Hastaların ameliyattan önce mutlaka bir nöroloji uzmanı tarafından değerlendirilmeleri ve ameliyat sonrasında da destek almaya devam etmeleri gerekiyor. Daha sonra atakların nereden başladığını belirlemek gerekiyor. Bu genellikle hastalığın hikayesinden ortaya çıkıyor.

Ameliyatın Riskleri
Her ameliyatta olduğu gibi hem atom, enfeksiyon gibi riskler bu ameliyatta da var. Ancak bu deri altında yapılan yüzeysel denebilecek bir Girişim ve önemli bir sinir yada damar yaralanması gibi komplikasyonlar olma olasılığı çok düşük.

En büyük risk hastanın ameliyattan hiç fayda görmemesidir elbette. Alınan sonuçlar %90 larda olsa da ve bu kulağa çok yüksek gelse de %10 hastanın bu kadar fedakarlıktan sonra hiç bir fayda görmeyeceğini unutmamak gerekiyor